Amaç: Askeri havacılıkta yüksek performanslı jet uçaklarını kullanan pilotlar, nakliye ve helikopter pilotlarına göre daha fazla miktarda ve sürede ivmelenme kuvvetlerine maruz kalmaktadırlar. Pilotlara uçuş esnasında bu ivmelenme kuvvetlerinden en fazla +Gz etki etmektedir. Çalışmamızın amacı bu mesleki faktörün uzun dönem kardiyak etkilerini ortaya çıkarmaktır.
Yöntemler: Çalışma gözlemsel-kesitsel nitelikte yapıldı. Periyodik muayeneler kapsamında başvuran 63 pilotun 21 ekokardiyografi parametresi değerlendirildi. Katılımcı pilotlardan 33’ü yüksek performanslı uçak pilotu grubu (Grup A) ve 30 nakliye ve helikopter pilotu ise kontrol grubu (Grup B) olarak ayrıldı. Grupların ekokardiyografik ve demografik parametreleri istatistiksel olarak Student t-test, Mann-Whitney U ve Ki-kare testlerinden uygun olanı ile karşılaştırıldı.
Bulgular: Ekokardiyografi parametre bulguları arasından Grup A pilotlarının TV A (triküspit kapağı geç diyastolik akım hızı) daha yüksek ve TV E (erken diyastolik akım hızı)/A oranı daha düşük ve anlamlı bulundu (p<0.05). Grup A pilotlarında, ortalama TV A ve TV E/A oranları sırası ile (52.12±13.85) ve (1.36±0.30) bulundu. Grup B pilotlarda ise ortalama TV A ve TV E/A oranları sırasıyla (42.61±6.42) ve (1.53±0.20) olarak bulundu (TVA için p=0.001, TV E/A için p=0.015). Grup A pilotların ortalama pulmoner arter basıncı (32.04±9.09) Grup B pilotlarınkinden (28.76±7.9) yüksek fakat istatistiksel olarak anlamlı değildi.
Sonuç: Uzun vadede şiddetli +Gz maruziyetinin kalbin anatomik yapısına ve sistolik fonksiyonlara bir etkisinin olmadığı, fakat sağ kalp diyastolik fonksiyonlarına etkisinin olduğu gözlenmiştir. Bu etkinin kronik +Gz adaptasyonu ya da yüksek PAP seviyelerinden kaynaklanmış olabileceği değerlendirilmiştir.